her daim bir eksiklik vardı, koca adam'ın hayatında. adlandıramadığı, budur benim eksiğim, budur benim ruhumu güdük koyan diyemediği. aç bir köpek gibi sağa sola saldıran ruhu, yaşadığı hiç birşeyle tamamlanmıyordu. aşk, seks, müzik, kitap, şiir... güzel olarak adlandırılan ne varsa hayatın naif ve leziz yönüne dair, sırayla tadıyor, aradığını bulamıyordu. yolunu kaybetmiş bir ördek yavrusundan farksız, telaşla sağa sola koşuşturuyordu aklı. ve kördü ruhu. sürekli tosluyordu duvarlara.
ve küçük kadın, genç yaşına rağmen hayatın ondan aldıkları ile eksilmişti o da. bodoslama daldığı aşk denemeleri içine açtığı yaralardan başka bir işe yaramıyordu. tutunacak bir dal arıyordu, dalgaların onu vurdukları kayalıklarda.
ve koca adam uzattı elini, dalgaların tutsağı, başını kayalara vurup duran küçük kadına. çekti aldı güçlü kollarıyla dalgaların arasından. önce yaralarını tedavi etti, dudaklarıyla teker teker öperek. sonra sevdi. çok sevdi.
küçük kadın körpe bedenine büyük gelen memelerini sundu koca adam'a günün ödülü olarak. aşklarının ilk sevişmesine adadı memelerini. öptü adam, sevdi. uzun uzun sevdi kendisine adananı.
şimdi yekvücut, yekpareydiler. küçük kadın içinde hissetti koca adamı, sancılandı kasıkları, karnı karıncalandı.
inledi, şehvetin esiri;
- seni seviyorum koca adam, erkeğim.
- ben de seni seviyorum kadınım, küçük kadınım...
sustular. aşk koktu loş oda...
20 Aralık 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

yüreğine sağlık..
YanıtlaSil