18 Aralık 2008 Perşembe

Ben Başkasını Seviyorum

/bir gece/

- bak bu fairouz. arap. kapat gözlerini, dinleyelim.
- muharrem ertaş dinler misin? kalktı göç eyledi avşar elleri
- nana maskouri, bu da yunan. bu şarkısı çok güzel
- bu kız ermenice söylüyor
- kürtçe bir türkü bu da.

dünya müzik kültürünün farklı lezzetlerini tadıyorlar, bir yandan da sohbet ediyorlardı. zamanın nasıl eriyip geçmişe aktığının farkında olmadan bir arada olmanın hazzını yaşıyorlardı.

- oo sabahın beşi olmuş, dedi adam. sabah erken kalkmam lazım benim.
- aşkolsun diye cevapladı kadın. neden daha önce söylemedin.
- o kadar keyifliydi ki, kalkıp gidesim gelmedi. artık gideyim diyerek kalktı, ceketini sırtına geçirdi.
- herşey için teşekkür ederim, görüşürüz.
- ben teşekkür ederim, görüşmek üzere.

/bir ay sonra/

bu güzel ve dostane gecenin ardından bir ay geçmişti. adam bir türlü ulaşamıyordu kadına. gerçi bu bir aylık süre içerisinde bir kaç ayaküstü sohbetleri olmuştu ama kadın birşeyler gizliyor gibiydi. ne kadar anlamaya çalışsa da çözemedi adam kadındaki bu gizemli hali.

/ve bir zaman sonra/

tekrar görüşmeye başladıklarında herşey daha güzeldi. daha yakındılar birbirlerine, daha sıcak. dostluklarını övgülü sözlerle tanımlıyorlar, birbirlerine sözler veriyorlardı hep bir arada olacaklarına dair. yalnız her ne kadar dostluktan söz etseler de adamın yüreğindeki duygular dostluktan aşka doğru yol almaya başlamıştı. günlerce bunu nasıl söyleyeceğini düşündü. adam evli, kadınınsa sevgilisi vardı.

/günlerden bir gün/

- seni seviyorum, dedi adam.
- ben de seni seviyorum canım
- yok öyle değil, benimki aşk galiba
- hadi ya, nerden çıktı şimdi bu?
- bilmiyorum.
bir süre sustular. sonra bunun arkadaşlıklarına zarar vermeyeceğini, zarar vermesine izin vermemesi gerektiğini, bu dostluğun kolay kaybedilecek birşey olmadığını konuştular. arkadaşlıkları eskisi gibi devam ediyordu. tek fark adam arada bir duygularını açıyor, anlatıyor, kadınsa sabırla dinliyor, anlayışlı bir sıcaklıkla geçiştiriyordu.

/bir gece/

içtikleri şarap başlarını döndürmüş, kadın başını adamın omzuna yaslamıştı. bir şiirden 2-3 mısra mırıldandı adam. yavaşça başını kaldırdı kadın, adamın gözlerine baktı. dudakları birleşti. öpüşmüyorlar, sanki birbirlerinin dudaklarından aşkın balını emiyorlardı. sonra adamın dudakları kadının bedeninde bir seyahata çıktı. meceracı bir gezgin gibi kadının beden coğrafyasında gezinirken, adamın elleri de dudaklarının yoluna engel kıyafetleri teker teker çıkartıyordu.
sevişmeleri son erdiğinde şehvet koktu oda...

- bana bunu bir daha yapma, dedi kadın.
- neden?
- ben başkasını seviyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder