bu üç beş kıçı kırık kelam gel-me-ye-ce-ğim diyen güzele yazılmıştır.
uzaklardaki turnaya...
uçup da gelmeyen turnaya...
karanlıklar ışığı, şeb-efruz'a yazılmıştır.
mavi duvarlar çalıyor gittiğinden beri,
tercüman oluyor duygularıma klasik deyimle,
bitip bitip başlıyor yeniden...
umutlarım gibi,
sönüp sönüp yeniden alevlenen umutlarım gibi...
ozanın dediği gibi;
ben seni kendime yakın bilmişim
uzaklarda turna olsan ne fayda
turnalar şaşmazmış göç mevsiminde rotalarından,
göç yolu üzerinde bir çeşme değilim turnam gelip su içsin
turnam şaşırmaz mı acaba yolunu, bir göç yolculuğunda...
bilmem kaçıncı kez dönüyor mavi duvar
bilmem kaçıncı kez sövüyor şarkıyı söyleyen oğlan çocuğu
yüzünü kırbaçlayan rüzgarı
ve ben bilmem kaçıncı kez maviye boyuyorum solan umutlarımı
o boyarken duvarları...
o sabaha kadar beklerken, ben hep bekleyeceğim... bek-le-ye-ceğim
gel-me-ye-ce-ğime inat bek-le-ye-ce-ğim...
20 Aralık 2008 Cumartesi
Koca Adam ve Küçük Kadın
her daim bir eksiklik vardı, koca adam'ın hayatında. adlandıramadığı, budur benim eksiğim, budur benim ruhumu güdük koyan diyemediği. aç bir köpek gibi sağa sola saldıran ruhu, yaşadığı hiç birşeyle tamamlanmıyordu. aşk, seks, müzik, kitap, şiir... güzel olarak adlandırılan ne varsa hayatın naif ve leziz yönüne dair, sırayla tadıyor, aradığını bulamıyordu. yolunu kaybetmiş bir ördek yavrusundan farksız, telaşla sağa sola koşuşturuyordu aklı. ve kördü ruhu. sürekli tosluyordu duvarlara.
ve küçük kadın, genç yaşına rağmen hayatın ondan aldıkları ile eksilmişti o da. bodoslama daldığı aşk denemeleri içine açtığı yaralardan başka bir işe yaramıyordu. tutunacak bir dal arıyordu, dalgaların onu vurdukları kayalıklarda.
ve koca adam uzattı elini, dalgaların tutsağı, başını kayalara vurup duran küçük kadına. çekti aldı güçlü kollarıyla dalgaların arasından. önce yaralarını tedavi etti, dudaklarıyla teker teker öperek. sonra sevdi. çok sevdi.
küçük kadın körpe bedenine büyük gelen memelerini sundu koca adam'a günün ödülü olarak. aşklarının ilk sevişmesine adadı memelerini. öptü adam, sevdi. uzun uzun sevdi kendisine adananı.
şimdi yekvücut, yekpareydiler. küçük kadın içinde hissetti koca adamı, sancılandı kasıkları, karnı karıncalandı.
inledi, şehvetin esiri;
- seni seviyorum koca adam, erkeğim.
- ben de seni seviyorum kadınım, küçük kadınım...
sustular. aşk koktu loş oda...
ve küçük kadın, genç yaşına rağmen hayatın ondan aldıkları ile eksilmişti o da. bodoslama daldığı aşk denemeleri içine açtığı yaralardan başka bir işe yaramıyordu. tutunacak bir dal arıyordu, dalgaların onu vurdukları kayalıklarda.
ve koca adam uzattı elini, dalgaların tutsağı, başını kayalara vurup duran küçük kadına. çekti aldı güçlü kollarıyla dalgaların arasından. önce yaralarını tedavi etti, dudaklarıyla teker teker öperek. sonra sevdi. çok sevdi.
küçük kadın körpe bedenine büyük gelen memelerini sundu koca adam'a günün ödülü olarak. aşklarının ilk sevişmesine adadı memelerini. öptü adam, sevdi. uzun uzun sevdi kendisine adananı.
şimdi yekvücut, yekpareydiler. küçük kadın içinde hissetti koca adamı, sancılandı kasıkları, karnı karıncalandı.
inledi, şehvetin esiri;
- seni seviyorum koca adam, erkeğim.
- ben de seni seviyorum kadınım, küçük kadınım...
sustular. aşk koktu loş oda...
Yaşamaktır Aşk
yaşamaktır aşk,
nefes almaktır, her nefeste yandığını hissetmektir ciğerlerinin...
yaşamaktır aşk,
uyumaktır, en güzel rüyalara
uyanmaktır, güneşin rengine boyanarak...
yaşamaktır aşk,
yemek içmektir, tıka basa doyurmaktır ruhu.
şehvete iştahlanmaktır...
yaşamaktır aşk,
ölümdür, ölmektir yaşadığını hissederek,
sevebilmektir ölümü, uğruna...
yaşamaktır aşk...
nefes almaktır, her nefeste yandığını hissetmektir ciğerlerinin...
yaşamaktır aşk,
uyumaktır, en güzel rüyalara
uyanmaktır, güneşin rengine boyanarak...
yaşamaktır aşk,
yemek içmektir, tıka basa doyurmaktır ruhu.
şehvete iştahlanmaktır...
yaşamaktır aşk,
ölümdür, ölmektir yaşadığını hissederek,
sevebilmektir ölümü, uğruna...
yaşamaktır aşk...
19 Aralık 2008 Cuma
ah! minel aşk (şiir)
ah!
ediyorum alacakaranlıkta ıssız sokak
sevdama saplanıyor sözlerin
bıçak!
ah!
ah!
ediyorum karantina mağduru sevdalar
yaşıyorum
sözlerin ediyor dilimi
tutsak!
ah!
ah!
ediyorum yeisle kaşık kaşık aşklar
besliyorum
çelimsiz değil aşkım / sadece
yasak!
ah!
ah!
ediyorum
ah!
min’el aşk!
ediyorum alacakaranlıkta ıssız sokak
sevdama saplanıyor sözlerin
bıçak!
ah!
ah!
ediyorum karantina mağduru sevdalar
yaşıyorum
sözlerin ediyor dilimi
tutsak!
ah!
ah!
ediyorum yeisle kaşık kaşık aşklar
besliyorum
çelimsiz değil aşkım / sadece
yasak!
ah!
ah!
ediyorum
ah!
min’el aşk!
Sun/durma (Şiir)
h ü z ü n dür
terkibi a ş k ı n
y ü z ü n dür
eyleyen beni ş a ş k ı n
bir türkü mırıldan bu gece
hüzün olsun / saklı mısralarında
aşk koksun / yalnızlığın
buhurdanında
g ö z y a ş ı dır
emaresi a ş k ı n
buğulu gözlerini kaçır benden
eyleme beni ş a ş k ı n
bir şiir yaz / oku bana bu gece
mısralarına küçük mutluluklar sakladığın
afacan kelimeler sun / durma
biraz aşk / biraz öpücük
v u s l a t tır
katili a ş k ı n
t a t tır
vuslatı eyle beni şaşkın
utanma / öp beni bu gece
dokunsun göğsüme ürkek dudakların
mahcup sevişmeler sun / durma
aşk koksun oda / bedenler aşka yansın
terkibi a ş k ı n
y ü z ü n dür
eyleyen beni ş a ş k ı n
bir türkü mırıldan bu gece
hüzün olsun / saklı mısralarında
aşk koksun / yalnızlığın
buhurdanında
g ö z y a ş ı dır
emaresi a ş k ı n
buğulu gözlerini kaçır benden
eyleme beni ş a ş k ı n
bir şiir yaz / oku bana bu gece
mısralarına küçük mutluluklar sakladığın
afacan kelimeler sun / durma
biraz aşk / biraz öpücük
v u s l a t tır
katili a ş k ı n
t a t tır
vuslatı eyle beni şaşkın
utanma / öp beni bu gece
dokunsun göğsüme ürkek dudakların
mahcup sevişmeler sun / durma
aşk koksun oda / bedenler aşka yansın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
